Zamanın durduğu kent

Yüzyılın başına kadar el emeğine dayalı sanayisiyle ayakta duran Safranbolu, yeni teknoloji karşısında tutunamadı ve gerilemeye başladı. 1937 yılında temeli atılan Karabük Demir Çelik Fabrikaları’nın kurulmasıyla da yeni bir yaşam tarzını ve ekonomiyi kabullenmek zorunda kaldı. Önceleri Safranbolulular fabrikanın yapımına karşı çıkmışlarsa da bu karşı çıkış kültürel alandaydı. Ticari alanda ise Karabük’ü iş ve alışveriş sahası olarak görüyorlardı. Safranbolu, önceleri “göçmen” dediği, yurdun dört bir yanından gelen işçi ailelerine kültürel bir tepki gösterdi, kendi örf ve adetlerini bu kozmopolit yeni topluluğa karşı korudu.

DEMİRÇELİK FABRİKASI KADERİNİ DEĞİŞTİRDİ

Safranbolu’dan sadece 9 kilometre uzakta olan ve kendisinden ayrılarak ilçe olan Karabük’te böyle bir sanayi tesisinin kurulması, sanayi işçiliğine olan talep ve yeni iş alanlarının açılması, Safranbolu’nun geleneksel ekonomik yaşantısının ve “çarşı”sının daha da yok olmasına neden oldu.

70’li yıllara kadar süren bu iki toplum arasındaki çekişme; iki topluluğun çocuklarının evlenmesi ve Safranbolu’nun Karabük’ün yatak şehri haline gelmesi; bir ölçüde Safranbolu’nun yozlaşmasıyla sona erdi.
Fakirleşen Safranbolu halkı çarşıdaki tarihi değere sahip evlerini terketti, bu evlere de işçi aileleri yerleşmeye başladı. O kültüre sahip olmayan evlerin yeni sakinleri de, bu tarihi eserleri odasından sedirine, penceresinden duvarına kadar değiştirmeye başladı. Oluklu kiremitin yerine Marsilya kiremiti, kerpicin yerine tuğla kullanıldı. Hatta sadece bir ailenin kullanımı için yapılan evlerde şimdi ekonomik nedenler yüzünden birkaç aile birden yaşıyor.

TARİHİ

Hakkında çok şeyler yazıldı, çok şeyler söylendi. İşte hergün biraz daha yok olan kültürümüzden, güç geçtikçe solan bir çiçek daha; Safranbolu…
Milattan önce 3000 yıllarında bölgenin ilk sakinleri, Paflagonlar olarak belirlenmiş. Paflagonyalılara ait eserler, ilçenin yakın köyleri olan Yörük, Ilbarıt ve Akveren’de bulunan kaya mezarları ile kayalara oyulmuş kartal, hörgüçlü öküz ve kanatlı aslandır. Bölge milattan önce 1. yüzyılda önce Pontus Krallarının, sonra da Romalıların egemenliğine girmiştir. Bu dönemden kalan eserler ise “tümülüs” adı verilen, ilçenin Gümüş semtindeki “Büyük Göztepe” ile Karabük yolu üzerindeki “Küçük Göztepe” adı ile bilinen yığma tepelerdir. Misak-ı Milli semtindeki su sarnıçları, sonradan camiye dönüştürülen Hagius Stephanos Kilisesi de bu dönemden kalan diğer eserlerdir. Türklerin Anadolu’ya yerleşmelerinden sonra ise bölge sırasıyla Danişmendliler, Candaroğulları ve İsfendiyaroğullarının yönetimine girdi. 1392 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılan Safranbolu Anadolu’nun ilk ihracat yapan kasabası olarak da bilinir. Ayrıca yörede son Osmanlı nüfus sayımına göre Müslüman halk yanında Musevi, Ermeni ve Rumların da yaşadığı belirlenmiştir.

SAFRAN KENTİ

Safranbolu’nun bilinen isimleri ise sırasıyla, Paflagonya, Teodorapoli, Podybra, Zalifre, Borglu, Taraklı Borglu’dur. 19. yüzyıldan sonra da bölgede geniş ölçüde safran üretiminin yapılmasından dolayı yöre, Zağrifan Borlu adıyla anılmaya başlanmış. Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar kullanılan Zafranbolu adı, sonradan safran şehri anlamına gelen Safranbolu’ya dönüşmüştür.

Safran, ilaç ve boya sanayisinde, sarı boya hammaddesi olarak kullanılan, kendi ağırlığının yüzbin katı suyu boyayabilme özelliğine sahip bir bitkidir. Halen üretimi Safranbolu’nun Davutobası ve Oğulören köylerinde sembolik olarak sürdürülen safrandan, yörede “zerde” adı verilen bir sütlaç da yapılır.
Karabük iline bağlı olan ilçe altı ana bölümden oluşur. Eskiden şehir bugünse Çarşı olarak bilinen semt, üç derenin biçim verdiği bir vadinin içine, soğuk rüzgarlardan korunacak biçimde yerleşmiştir. Sanatsal ve kültürel eserlerin yoğunlaştığı bu bölümde eskiden kış ve bayar ayları geçrilirdi. Yaz aylarında ise halk, “Bağlar” denilen bölgeye, geniş yeşil bahçelerin içindeki bağevlerine taşınırdı. Yıllar önce şu an ana yerleşim yeri haline gelen Bağlar, eskiden dinlenme mekanıydı. Bağlar’daki eski bağevlerinin yerlerinde betonarme evler, hatta apartmanlar yapılmasına rağmen büyük yeşil bahçeler hala varlığını sürdürmektedir. Bu da semtin dinlenme yeri olma özelliğini korumasını sağlıyor.

TARİHİ BÖLGE “ÇARŞI”

Halk arasında “arasna” denilen ama aslı “arsta”olan çarşı da Osmanlı ekonomik düzeninde bütün dükkanları içine alan örneklerden birisidir. Restoresine kadar yıkık durumda olan arasna, Kültür Bakanlığı’nca restore edildi ve çeşitli meslek ürünlerinin tanıtımı ve satış merkezi haline dönüştürüldü.

SAFRANBOLU EVLERİ

Safranbolu’nun zengin kültürü ve bir dönem yaşadığı ticari hareketlilik, dünyaca ünlü evlerine de etkisini yansıtmış.

Evlerin tümüne yakını iki ya da üç katlı inşa edilmiş. Hatta ticaret ve el sanatlarıyla zenginleşen Safranbolu halkının, şehrin iki bölümünde, yıl içinde iki ayrı mevsimi yaşamak üzere, günümüzde yazlık-kışlık olarak adlandırılan iki evleri vardı.
Safranbolu evleri, yapıldıkları dönemin özelliklerini, kültürünü, yaşayış biçimini yansıtır.
Türklerde ev kadın içindir. Evin erkeği gündüz vakti işe gider. Sadece akşam evde olur. Oysa kadının tüm zamanı evde geçer. Bu yüzden İslam düşüncesindeki “ev hayatı dışarıya gösterilmez” ilkesine bağlı olarak ilk katın taştan yapılma duvarları yüksek ve pencesizdir.

İlk katta her ev kendine göre bir çevre düzenler. Safranbolu evlerinde ilk kat avluyu oluşturur. Taş ya da beton avlu, bazı evlerde yerini direk toprağa bırakır. Genellikle iki ya da üç katlı olan evler ikinci kattan itibaren ahşaba ve kerpice dönerler. İkinci katın tavan yüksekliği de üçüncü kattan daha azdır. Az sayıda dar pencereleri olan ikinci kattan üçüncü kata işlemeli ahşap merdivenle çıkılır. Çıkma ve cumbalarla alan yönünden genişletilen son kat çok sayıda dar pencere ile süslenmiştir. Üst kat pencereleri ışığı ve görüntüyü en iyi alacak biçimde ileri doğru itilmiştir. Bu çıkmaları taşıyan destekler, çıkmalar, cumbalar, saçaklar ustaca yapımış ince ahşap işçiliğinin eserleridir.

Safranbolu evlerinde bir üst kat daima bir alt kata göre daha önemlidir ve sokağın üzerine taşan üst katlar her evde ulaşılmak istenen amaç durumundadır.
Evler soba, ocak ya da mangalla ısıtılır. Bazı odalar özellikle kolay ısınacak ve geç soğuyacak biçimde tasarlanmıştır. Ocaklarda genişletilmiş olan ateş yakma yeri, olabildiğince yalın yapılmıştır.

SOFA SİSTEMLİ YAPILAR

Sofa, odalar arası ilişkilerin sağlandığı ortak alandır. Bu alan ev içi dolaşımı sağlamakla birlikte bir toplanma alanı durumundadır. Sofalar her katta merkez durumundadır. Her oda sofaya bağlanır ve sofa kat içinde odaya geçiş mekanıdır. Oda girişlerinde kapı, daima odanın içine doğru açılır. Oda girişinde bir eşik olur. Bu eşik sayesinde, kapı çerçevesinin kapıyı dört bir taraftan çevrelemesi sağlanmıştır.
Safranbolu evinde odaya giriş çok önemle ele alınmıştır. İç düzende kullanılan ahşap işçiliği, oda girişlerinde odayı dışarıya karşı gizleyici bir etkinlik kazanır. Kapı girişlerinde ahşaptan yapılan minik “L’ koridor oda içinin kapı girişinden görülmesini önler. Çünkü Türklerin göçebe hayatından miras kalan, toplu yaşama birimi olan çadırlar Safranbolu evinde odaya dönüşmüştür.
Bir evde bir büyük aile içinde birkaç çekirdek aile yaşar. Her aileye bir oda düşer ve bu odalarda her türlü yaşama gereksinimi karşılanabilir.

HER ODADA MUTFAK, BANYO

Her odada misafir ağırlanır, yatılır, yemek pişirilir, hatta yıkanılır. Bu sebeple her oda evden bağımsız bir yaşama alanıdır ve dışarıya karşı gizlenmeye çalışılmıştır.
Odalarda alt örtü halı ve kilimdir. Kilimler eski kumaşların şerit halinde kesilip, birbirlerine eklenmesiyle el tezgahlarında üretilirler. Evlerde oturma mekanı olarak da sedir seçilmiştir. Sedir örtüsü kilim ya da kilim desenli örtülerdir. Sedirler oda içerisinde mümkün olduğunca kenara çekilerek ortada kalan geniş alanın çok amaçlı kullanımı sağlanmıştır. Odalarda amaç mekandan maksimum yararlanmaktır. Her evde döşeme, alt örtü ve sedir örtüsü bir bütünlük içindedir.

Dolaplar evlerde ayrı bir özellik taşırlar. Bazı evlerde dolap, kapıyı da içinde eriterek, pencereli tarafın dışında kalan tüm duvarları örter. Ancak elin ulaşabileceği en üst noktada sınırlı kalırlar. Ağaç oymalı ve süslemeli dolaplar üstlendikleri görevlere göre isim alırlar. Yüklük, çubukluk, kavukluk, testilik, peşkirlik, labmalık, cezvelik, fincanlık, çiçeklik…

ÇATILAR OLUKLU KİREMİTTEN

Evlerde çatı örtüsü olarak tarihi Türk evine özgü oluklu kiremit kullanılmıştır. Ayrıca çatıda dikkat çeker bir özellikle de saçakların uzunluğudur. Yer yer iki-üç metreyi bulan saçaklar, evin temelini suya karşı koruma amacı güderler.
Hayvan ve yaya trafiğine uygun olarak yapılan Safranbolu sokakları, taşların kumun içine dikine ve sokağın ortasına eğim yapacak biçimde dizilmesi ile oluşturulmuştur. Bunun en önemli sebebi yağmur ve sel anında yolun ortasında bir dere oluşturarak, evlerin temellerine su sızmasını önlemektir. Daryapılan sokakların iki yanı evler ve iki üç metreyi bulan duvarlarla belirlenmiştir. Her köşe başında karşımıza çıkabilecek yüzden fazla çeşme mahallelere ayrı bir güzellik katar.

CİNCİ HANI

Coğrafi olarak kara ve deniz ticareti yollarının ortasında olan Safranbolu’da kervanların konaklayabilmesi için yapılan hanların en ünlüsü de Cinci Hanı’dır. Tarihimizde bol parası ve kötü şöhretiyle tanınan Cinci Hoca tarafından 1640-1648 yılları arasında yaptırılmıştır. Moloz taştan inşa edilen hanın önceleri kervansaray, sonraları ise çarşı dükkanlarının deposu olarak kullanıldığı bilinmektedir.

İçinde dört yanı revaklı avlu, revakların ortasında da koridor ve odaları bulunan hanın ilk yapıldığında 65 olan oda sayısı sonradan 150’ye çıkarılmıştır. İki katlı inşaa edilen hanın odaları Kubbe ile örtülüdür.

İlçedeki irili ufaklı 28 camiden Köprülü Mehmet Paşa Camisi yapılış öyküsü bakımından ilginçtir. Köprülü Mehmet Paşa, devlet hizmetinden azledilip, Safranbolu’ya sürülmüş, sürgünde iken namaz kıldığı “Hızır Baba Dergahı”nın yerine, daha sonra affedilip sadrazam olunca Köprülü Mehmet Paşa Camiisini yaptırmıştır.

kaynak: ntv.com.tr

3 cevap

19 04 2007
SELİN"

YA EL SANATLARINIDA KOYUN LÜTFEN ACİLLLLLLLLL

1 07 2007
Fahriye ANUTGAN

bende yazıköy evladı olarak bütün kardeşlerimle gurur duyuyorum bu siteyi
hazırladınız için bende sizin sayenizde uzaklarda olmama rağmen köyümden haber alıyorum bunun için kardeşlerime ne kadar teşekkür etsem azdır.Hepinize kuçak dolusu selamlar…

16 11 2009
bahar

ya hangi amaçla yapilmiş onu soleiiin

Yorum yapın